Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede sezaryenle doğumda yaşanan artışa paralel devlet, özel ve üniversite hastanelerinin 2007 yılına ait canlı doğum bilançosunda sezaryen oranlarının yüksek çıkması Sağlık Bakanlığı'nı harekete geçirdi.
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Genel Müdürlüğü Kadın Sağlığı ve Aile Planlaması Daire Başkanı Dr. Rukiye Gül, geçen yıl hastanelerde kayıtlı olarak 1 milyon 126 bin canlı doğum yapıldığını, bu rakamın yüzde 42,5'inin sezaryen, yüzde 57,5'inin normal doğum olduğunu bildirdi.
Gül, 2007 verilerine göre, 81 ilin 40'ında sezaryenle doğum oranlarının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunun tespit edildiğine de dikkat çekti.
Sezaryene, ilk başlarda anne adayının hayatını kurtarmak için "umutsuz" yapılan bir ameliyat, sonralarda bebeğin yaşamını kurtaracak "düşük riskli" bir operasyon olarak başvurulduğuna işaret eden Gül, şimdilerde ise tıbbi zorunluluğun dışında "anne adayının istediği ve hekimin hayatını kolaylaştıran bir tercih" olduğunun altını çizdi.
Gül, normal doğumun doğal ve fizyolojik bir süreç, sezaryenin ise gerektiğinde kullanılması gereken bir ameliyat olması gerektiğini vurguladı.
Sezaryen oranlarının her yıl artması üzerine geçen yıl "Doğum ve Sezaryen Programı" başlattıklarını ve "Her gebeye normal doğum şansı" sloganıyla hareket ettiklerini belirten Gül, bu yıl da devlet hastaneleri ve çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleriyle uzman derneklerin temsilcilerinin aralarında bulunduğu bir Bilim Kurulu oluşturarak "Doğum Eylemi Yönetim Rehberi" hazırladıklarını bildirdi.
Gül, tıbbi zorunluluk dışında sezaryen yapılmasının önerilmediği, anne-bebek sağlığı açısından normal doğumun desteklenmesi amacını taşıyan rehberin 81 ilde uygulanması için genelge yayımlandığını da duyurdu.
Dünya Sağlık Örgütü'nün, tüm doğumlar içinde sezaryen oranını yüzde 5-15 olarak belirlediğine dikkat çeken Rukiye Gül, "Sağlık Bakanlığı olarak şu an yüzde 42,5 olan sezaryen oranını yüzde 25'lere indirmek istiyoruz." dedi.
Sağlık Bakanlığı, ayrıca 1 Eylül'de yürürlüğe giren "Sağlıkta Performans ve Kalite Yönergesi" ile sezaryen oranlarını da kurumsal performans kriterleri arasına koydu.
Buna göre, hastanede gerçekleştirilen sezaryenle doğum oranları, hastanenin yıllık performansının bir göstergesi olarak kabul edilecek.
Sağlık Bakanlığı Performans Yönetimi ve Kalite Geliştirme Dairesi Başkanı Hasan Güler, Türkiye'deki sezaryenle doğum oranlarını sorguladıklarını bildirdi.
Bakanlık olarak sezaryen oranlarını Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği oranlara çekmek istediklerini belirten Güler, "Sezaryen oranlarını, performans kriterlerinde bir klinik gösterge olarak alıyoruz. Koyduğumuz kriterlere göre, tüm hastanelerde sezaryen oranı yüzde 15'i, eğitim hastanelerinde ise yüzde 20'yi geçmemeli" diye konuştu.
Güler, hastanelerin hizmet kalite belgesi alabilmeleri için de sezaryen oranının istenilen düzeyde olması gerektiğinin altını çizerek,"Sezaryenle doğum oranları belli bir düzeyin üstündeyse o hastanedeki işleyişin sezaryen anlamında iyi olmadığını düşünüyoruz. Kurumsal kalite çalışmalarında sezaryen oranı yüksek olduğu zaman bireysel performansı da olumsuz etkileyebilir. Ek ödemeye, döner sermayeye de olumsuz yansıyabilir" dedi.